Deneme Yazıları

Gölgelerden Gelenler

3 dk okuma
Sahi biz nereden geliyoruz? Neyi arıyoruz, neyi bulmaya çalışıyoruz, nereye doğru yol alıyoruz. Neden arıyoruz? Aradığımız şey mutluluk mu, anlam mı, hayatın gizemi mi? Bu soruları sormadan aramak da boşa zaman harcamak değil midir? Yol almaya başlamadan önce, bu yolun sonunu merak etmek her insanın zihninde vardır. Bizi yola düşüren o merak en derinlerden gelip bize güç verir, bizi öne atar. Sorgulamaya, araştırmaya, yola çıkmaya iter. İtici güç ne kadar fazla ise o kadar yol alırız. Peki itici gücümüzü nasıl elde ederiz veya arttırırız? Bir sürü soru akla gelen, içinden çıkılmayan, bazen anlamaya çabalarken daha fazla uzaklaştığını anlayamadan… Peki amaç ne? Bilmek mi fark etmek mi, anlamak mı? Belki de hepsi bir aradadır. İnsan var oluğu ilk zamanlardan beri kafasında binbir türlü soruyla varlığını, kendi dışındaki varlığı anlamaya çalışmıştır. Bugün de temel kaygımız aynı gibi. Anlayabildiğimiz ölçüde varızdır belki de hatta bir adım sonrası anlayıp açıklayabildiğimiz kadarıyla varızdır. Descartes'ın "Düşünüyorum o halde varım" yargısı yerine anladıkça var olurum, var oluşum daha da büyür, anladıkça ben ben olurum, demek lazım. Hem kendimi hem hayatı hem de insanları. Onları anlarken kendimizi de anlamış, kendi gölgelerimizde görmediğimiz üstünü örttüğümüz yönlerimizle de tanışmış oluruz. Evren ve insanlar bize ayna tutar. Bakmaya korktuğumuz içimizdekileri onların aynasından görür ve izleriz. Garipseriz belki yargılarız, dışsallaştırırız, bazen yok sayarız ama var olmaya devam ederler, bizi bize göstermeye devam ederler. Ta ki aynanın aslında bizi gösterdiğini fark edip anlayana kadar… Gerçeklik böyle bir gizemdir aslında. Nereye baktığımızı ve nasıl baktığımızı bilmediğimiz. Ya niçin bakıyoruz? Görmek için, anlamak için, var olmak için… Bu çetrefilli ağları çözmek bazen zor gelir. Hayatın akışında kaybolur görmeyiz bu ağları. Bizden diğerlerine bağlanan ağlar sonra yeniden bize dönen. Bazen çok karmaşıklaşır, orada durup ağları kontrol etmek, düğümlenen yerleri çözmek bazen de kesip atmak gerek. Kendin olman ve varoluşunu ortaya koyman için. Ya da nasıl var olacağını kendi değerlerinle, kendi bakışınla belirlemek için. Hem kendin olarak hem de diğerleriyle dengeli bir ilişkide yer alarak. O halde ne kendimizden kaçmak ne de diğerlerini görmezden gelmek işe yaramaz. Gölgelerimizden korkmamalıyız, diğerlerinin bize gösterdiği gölge yanlarımızdan da. Hepsi biziz hepsi bizim parçamız. Bir tarafımız aydınlıkken diğer tarafta gölgemizin oluşması ne kadar doğalsa gölgelerimizi kabul edip onlarla barışçıl bir şekilde yaşamak da çok doğal. Onlar arkamızda yer alıp bizi biz yapan, ileriye iten güçler çoğu zaman. Üstelik ne kadar yok saysak da peşimizden ayrılmayan ve çoğu zaman da bize destek olan yanlar… Öyleyse niye kendimizden kaçıyoruz?
EK

Doç. Dr. Elife KILIÇ

Felsefe Bölümü — Kırklareli Üniversitesi