Güneş yavaş yavaş ışıklarını yanında götürerek ağaçların arkasından batıyor. Yine gün bitti ve yine gün başlayacak. Zaman hızlıca akıp giderken, her gün birbirini kovalarken biz ne yapıyoruz? Zihnimizde hangi düşünceyi batırıp hangisini doğuruyoruz? Yoksa hep aynı düşüncelerle mi batıp aynı düşüncelerle mi uyanıyoruz?
Değişim nerde? Hayatımızda hep büyük değişimler olsun isteriz ve birden bire olsun. Birden zengin olalım, birden hayatımızın aşkını bulalım, birden sağlıklı olalım, birden zayıf ve fit olalım… Gerçekten böyle midir veya bu değişimleri beklemek aslında mucizeleri beklemek ve ona inanmak değil midir?
Bütün parçadan oluşur mantığıyla bakarsak büyük değişimlerin için aslında hep küçük değişimler yok mudur? Sağlıklı olmak için her gün iyi beslenmek ve spor yapmak gerekmez mi? Zengin olmak için yatırım yapmak, tasarruf yapmak gerekmez mi? Değişim gerçekten günbatımı gibi ağırdan mı olur yoksa hızlı mı? Kime göre, neye göre hız?
Hepimizi aynı hızda yaşamıyoruz; aynı saatleri kullanmak, aynı takvime uymak hepimizin değişimini de aynı hızda yapmaz. Yemeği şölene dönüştürüp bir saatte yemek mi yoksa zaman kaybı gibi görüp beş dakikada yemek mi? Kahvenin sıcaklığını her yudumda tatmak mı yoksa soğutup içmek mi? Hangisi daha çok tad verir? Kim daha çok tad aldığını nasıl kanıtlayabilir? Sahi tad nerde?
Ve işte Güneş batıyor… Bir ufuktan diğer ufuğa, yarın da aynı şekilde mi batacak acaba? Aynı görünse de aslında her gün batımı farklı ve biricik değil mi? Neden yaşanan olaylar sadece insana biricikmiş gibi sunulur? İnsan dışında diğer varlıkların bilinci yok diye mi? Güneşin hep aynı şekilde battığından nasıl emin oluyoruz? Belki de onun da biriciktir batışı ve doğuşu.
Biz insanı çok mu ciddiye alıyoruz ya da insan dışındaki var olanları hiç ciddiye almıyor muyuz? Güneşin de bir hikayesi geçmişi yok mudur? Neden sadece insanın tecrübelerinden bahsediyoruz.
Ağaç her gün aynı ağaç mı, her gün bir yaprak azalmıyor mu? Ya da bazı dallarını kaybetmiyor mu? Kırıklıkları olamaz mı, çiçek açtığından mutlu oluyor olamaz mı? Hatta her çiçek açışında farklı bir şekilde olamaz mı? Kökleri her gün daha çok yaylıyor etrafa. Biz anlamasak da var olanlarla özel bir etkileşimi olamaz mı? Kim bilir belki de günbatımını bizden daha çok seviyordur.
Ağaç olmak her gün aynı mı yoksa onun da süreciyle beraber bilinci değişir mi? Yaş almasını sadece gövdesindeki halkalardan mı anlarız? Sahi yaş almak nedir? Sayıların artması mı yoksa yaşanılan değişimler, deneyimler mi? Kim daha yaşlı? Aynı yaştaki insan veya ağaçtan hangisini daha büyük veya daha yaşanmış sayacağız.
Yoksa biz gerçekten insan kabuğuna mı sıkıştırıldık ve dünyayı o kabuğu aralayarak izliyoruz? İşte Güneş battı…